devrim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
devrim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Nisan 2012 Pazar

Faydasız insanlar………!

0 yorum | Devamını Oku...

 

 

 

 

 

Bir Milletvekili (Özcan Ulupınar), memleketinde bir camiyi açarken
yaptığı konuşmada, sözü Meclis'teki '4+4+4' teklifine ve "dindar
gençlik ideali"ne getirmiş, "Ateistten kimseye fayda gelmez" demiş de...


'Faydasız’ insanlar!

Mustafa Mutlu - mmutlu@gazetevatan.com mustafa_mutlu

Vatan, 29.03.2012

 

 


Isaac Asimov (1920-1992) ........................….:

Yazar ve biyokimyacı.

Peter Atkins (1940-)......................................:

Oxford'ta kimya profesörü.

Julius Axelrod (1912-2004).......................……:

Nobel Ödülü sahibi biyokimyacı.

Patrick Blackett (1897-1974)....................……:

Nobel Ödülü sahibi fizikçi.

Subrahmanyan Chandrasekhar (1910-1995)…..:

Nobel Ödülü sahibi astrofizikçi.

Noam Chomsky (1928- )............................….:

Dilbilimci.

Francis Crick (1916-2004) ........................…..:

DNA moleküllerini bulan kişi. Nobel Ödülü sahibi moleküler biyolog ve fizikçi.

Marie Curie (1867-1934) ..........................…..:

İki Nobel Ödülü sahibi kimyager.

Richard Dawkins (1941- ).........................…..:

Zoolog, biyolog, Oxford'ta profesör.

Thomas Alva Edison (1847-1931) ...........…….:

Mucit, (1200 küsur patenti var)

Albert Einstein (1879-1955).....................……:

Nobel Ödülü sahibi fizikçi.

Richard Feynman (1918-1988) ................……:

1965 Nobel Ödülü sahibi fizikçi.

Sigmund Freud (1856-1939).....................……:

Psikanalizin kurucusu, psikolog.

Erich Fromm (1900-1980).........................…..:

Sosyal psikoloji uzmanı, filozof

Vitaly Ginzburg (1916- 2009)....................…...:

2003 Nobel Ödülü sahibi fizikçi.

Stephen Hawking (1942- ).......................…....:

Fizikçi ve evren bilimci.

Sir Julian Huxley (1887-1975)................……...:

Evrimci biyolog.

Steve Jones (1944- )..................................….:

Genetik profesörü.

Harold Kroto (1939- ).............................……..:

1996 Nobel Ödülü sahibi kimyacı

Alfred Kinsey (1894-1956)......................….….:

Biyolog, zooloji profesörü

Richard Leakey (1944- ).........................….….:

Paleontolog, arkeolog ve çevreci.

John Leslie (1766-1832) ........................….....:

Matematikçi ve fizikçi.

John Maynard Smith (1920-2004).........……....:

Evrim biyoloğu ve genetikçi.

Ernst Mayr (1904-2005).........................….....:

Taxonomist, kâşif, bilim tarihçisi, doğacı.

Peter Medawar (1915-1987) ...................…....:

Nobel Ödülü sahibi psikolog.

Jeff Medkeff (1968-2008)........................……..:

Astronomi bilgini.

Peter D. Mitchell (1920-1992)..................…….:

1978 Nobel Ödülü sahibi biyokimyacı

Jacques Monod (1910-1976)..................…......:

1965 Nobel Ödülü sahibi biyolog.

Fritz Müller (1821-1897).......................……....:

Evrim teorisyenlerinden, biyolog.

Hermann Joseph Muller (1890-1967)......……...:

1946 Nobel Ödülü sahibi genetikçi.

Linus Pauling (1901-1994)..................……......:

1954'te kimya, 1962'de barış olmak üzere iki kez Nobel kazanan kimyacı.

Ivan Pavlov (1849-1936).....................…….......:

Nobel Ödülü sahibi fizyolog, psikolog ve hekim

Richard J. Roberts (1943- ) ..........…...............:

1993 Nobel Ödülü sahibi biyokimyacı.

Carl Sagan (1934-1996)......................…...…..:

Astronomi bilgini.

Amartya Kumar Sen (1933-)...................….....:

1998 Nobel Ödülü sahibi ekonomist.

Michael Smith (1932-2000) ....................….....:

1993 Nobel Ödülü sahibi biyokimyacı.

Richard Stallman (1953-) ........................…....:

Aktivist, hacker, yazılım uzmanı.

Raymond Tallis (1946- ) .....................…........:

Filozof.

Gherman Titov (1935-2000)...................……...:

Dünya yörüngesine çıkan ikinci insan..

Linus Torvalds (1969-)..........................….......:

Yazılım mühendisi. Linux işletim sisteminin çekirdeğini yazan kişi.

Alan Turing (1912-1954)........................…......:

Matematikçi. Modern bilgisayar biliminin kurucusu..

James D. Watson (1928- ).....................….....:

DNA yapısı hakkında yaptığı çalışmalarla 1962 Nobel Ödülü'nün sahibi.

Steven Weinberg (1933- )..................…..........:

1979 Nobel Ödülü sahibi fizikçi.

David Sloan Wilson (1949- )..............…….......:

Evrim biyoloğu.

Steve Wozniak (1950- ).......................…........:

Bilgisayar mühendisi. Apple Computer'ın iki kurucusundan biri.





*****

Bunlar, insanlığa büyük katkıda bulunan bilim insanlarından bazıları...

Marlon Brando, Jodie Foster, Angelina Jolie, Bruce Lee, Jack Nicholson

gibi dünyaca ünlü film yıldızlarını, Bill Gates gibi binlerce dâhiyi,

Ernest Hemingway gibi bir o kadar yazarı da ekleyin bu listeye...

Ortak özellikleri nedir biliyor musunuz?

Ateist olmaları...

25 Nisan 2012 Çarşamba

Atatürk’ün el yazısı Font oldu

0 yorum | Devamını Oku...

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Atatürk

ataturk-1 Mustafa Kemal Atatürk’ün el yazısı  Font olmuş. Bu gün e-postama Ankara Cumok’tan bir ileti geldi. Çocuklar gibi sevindim. Bu ileti bu gün 23.Nisan  olması nedeniyle başka bir anlam kazandı ileti aşağıda….

İsteyen kişiler bilgisayar ortamında Atatürk'ün el yazısıyla yazabilecek.
 
Mustafa Kemal Atatürk'ün el yazısı font oldu. Atatürk’ün el yazısı ile yazı yazma imkanı sunan uygulamaya şu linkten ulaşabilirsiniz: Atatürk.zip
Fontu masaüstünüze kaydedip çift tıkladıktan sonra kurmanız (install) yeterli.

elyazma-2 Bursa merkezli Artikel'in kurucusu işadamı Murat Özbalcı, ABD'de bir yazılım firmasına Atatürk'ün orijinal el yazısının fontunu yaptırdı.
Çalışma için çok sayıda doküman hazırlanıp firmaya gönderildi ve 3 aylık çalışma sonucunda ilk örnekler Türkiye'ye ulaştı.
Yazılımda ufak tefek farklılıklar görülünce ayrı bir çalışma yapılarak metinlerde olmayan harfler, orijinale uygun olarak oluşturuldu.
Özbalcı, fontu 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı hediyesi olarak vatandaşlara sunduğunu belirtti. Fontu kullanmak isteyen kişilerin, firmanın sitesinden indirmesi gerekiyor.
 
Bu iş için emek, zaman ve maddi katkı sağlayan sayın Murat Özbalcı’ya teşekkür ediyorum….!
 
Atatürk Fontunu Bedava Bilgisayarınıza indirebilirsiniz…

28 Ocak 2012 Cumartesi

TARİHTEN UNUTULAN MANŞETLER

1 yorum | Devamını Oku...

 

 

 

1919_gazeteDostlar bu gün elime müthiş bir arşiv geçti. Bu müthiş arşiv PDF formatında dijital ortama aktarılmış. Yani e-kitap şekline dönüştürülmüş. Bunu gerçekleştirenlerin ellerine sağlık. Hazırlayan kurum ANKARA TİCARET ODASI. Bu müthiş arşivi sizlerle paylaşmaya karar verdim. En önemlisi Kurtuluş savaşı, Cumhuriyet’in ilanı ve sonrasının gazetelerini görmek insanı çok heyecanlandırıyor. İşte bu arşiv 1919 ile 2007 yılları arasında çıkmış gazetelerden oluşuyor. Umarım sizde benim gibi heyecanla incelersiniz. Bilhassa 1919 yıllarında yaşananları okuduğunuzda o zaman olanlarla günümüzde yaşadıklarımızın benzerliklerini görüp şaşıracaksınız. Tarih neden ders olmuyor? Hani derler ya “Tarih den ders almak lazım” . Peki birileri ders alıyor mu? Hayır….!Tarih çaresiz tekerrür edecek ve II.KURTULUŞ SAVAŞI’nı tekrar verme zamanı pek yakın görünüyor…!

 

ATO'DAN UNUTULAN MANŞETLER  

 

 

Eskilerin meşhur bir sözü vardır, "Hafıza'i beşer nisyan ile malüldür"diye. Yani "insan aklı unutma özürlüdür" der atalarımız ve bu teşhis tam isabettir. 

Ne yazık ki insanımız bu hastalığın önlemini alma konusunda pek başarılı olamadı. Tam tersine her gün bir unutkanlık hapı yutmuşcasına tarihten ders alma refleksimiz köreldi. Bu nedenle toplum olarak hatalarımızı bir kısır döngü içinde tekrarlayarak bugünlere geldik. 

Ve de Mustafa Kemal Atatürk'ün işaret ettiği "çağdaş uygarlığa" bir türlü sıçrayamadık. 

Ünlü yazar Bertolt Brecht'in şu sözleri tam da bu meseleyi ifade eder...

"Büyük sıçrayışları gerçekleştirmek isteyenler birkaç adım geri gitmek zorundadır. Bugün, yarına dünle beslenerek yol alır"

Ben de bu durumu, geri ve dikiz aynalarına bakmadan yol almaya benzetiyorum. Bunu yapamadığımız için de pek çok kez yol kazalarına uğradığımız bir gerçektir.

Elinizdeki bu çalışma gerçekten çok yorucu ama bir o kadar da keyif veren bir emeğin ürünüdür. Geniş bir ekip, büyük bir titizlikle, aylarca arşivleri taradı.

Kurtuluş Savaşı'ndan bu güne kadar, Cumhuriyet tarihimizin kilometre taşları denilecek olaylar bir araya getirildi. Özellikle Cumhuriyet'in ilk yıllarına ait gazete arşivlerine ulaşmak çok zor oldu. 

Ama kılı kırk yardık ve yılmadan iğne ile kuyu kazarcasına gazete sayfalarına ulaştık. Elinizi attığınızda lime lime olmuş gazeteleri, büyük bir özenle fotoğrafladık. Ancak sayfaların büyük bir bölümü, okunamaz halde perişandı. Ama teknolojinin imkanlarını kullanarak, yakın tarihimizin o sayfalarına yeniden hayat vermeyi başardık.  

Bu nedenle, çok faydalı olacağını umduğum bu çalışmanın ortaya çıkmasında inanılmaz katkıları olan odamız çalışanlarından, özellikle Esra Erten, Yakup Asil, Tarık Çoruk ve emeği geçen tüm arkadaşlarıma teşekkürü bir borç biliyorum.  

Ankara Ticaret Odası'nın bu hizmetinin, tarihten ders çıkartmama hastalığımızı yenmemize bir nebze olsun katkı sağlayacağı umuduyla, saygı ve sevgilerimi sunuyorum.

 

 

Sinan AYGÜN

Ankara Ticaret Odası Başkanı

 

 
Unutulan Manşetler

  

Yıllara Göre ( PDF İNDİRMEK İÇİN YILLAR ÜZERİNE TIKLAYINIZ )

10 Ocak 2012 Salı

KORKUTULMUŞ İNSAN SENDROMU…

0 yorum | Devamını Oku...

 

 

 

 

child-fear Dostlar bugün iki güzel yazı okudum. Bu yazılar değerli tıp adamı, eğitimci, eski bürokrat Prof.Erdal ATABEK hocamıza ait. Konu onun uzmanlık alanı. Günümüzde olan bitene ne anlam vereceğimi düşünürken olanı biteni bilimsel olarak bu kadar güzel anlatan başka birine hiç rastlamadım. Gündeme tabiri caiz ise cuk oturuyor. Bu yazıları sizlerle paylaşmaktan kendimi alamadım

 

 

KORKUTULMUŞ İNSAN SENDROMU…

İnsan korkar.
Korku,insanı tehlikelerden koruyan duygudur.
ya saldır ya kaç’ içgüdüsel komutunun ikilemidir korku.
insan, korku yaratarak önce ürkütülür,sonra sindirilir.
Yalnızlaştırılma korkusu. 
Parasızlık korkusu. 
Yaşlılık korkusu.
Temel korku,ölüm korkusu. Yok olma korkusu.
Kitleler bu korkularla yönetilebilir.
Diktatörler bunu keşfetmiştir.
Kitleleri yönetmenin iki silahıdır:
Korkutma. Oyalama.
Hiçbir şey yapamayacağına inandırma.
Ne yapsa olmayacağına inandırma.
Çaresizliğini bilinçaltına yerleştirme.
Ondan sonra istediğini yaparsın.
Yat dersin,yatar.
Kalk dersin,kalkar.
Sus dersin,susar.
Konuş dersin,o gene susar.
Ürkütülmüş insan sendromudur bu.
Bu duruma getirilmiş insana şaşarsın. 
Şaşar kalırsın.

Çalışır çalışır,eline bir şey geçmez.
Katlanır.
Aldığı her şeye zam yaparsın.
‘Hep böyledir’ der,susar.
Gözünün önünde lüks hayatlar yaşanır.
‘Onlar yaşamayacak da ben mi yaşayacağım?’ der,hak verir.
‘Yediğin lokmaya şükret’ derler,şükreder.
Sel gelir,evini yıkar,’kader’ der,boynunu büker.
Deprem gelir,kentini yıkar. ‘Günahların  yüzünden’ derler’,doğru’ der.
Deresini kuruturlar,’onlar büyüktür,bilir’ der.
Ormanını keserler,’vardır bir bildikleri’ der.
Sen bakar bakar,anlamazsın.
‘Bizimkiler acaba et yemiyor da ondan mı? dersin.
Zihinlerinde bir tutukluk var gibi diye düşünürsün.
‘Tepkisizler’ diye şaşarsın. Kimi zaman içerlersin.
Et yiyenlerin de böyledir,ot yiyenlerin de.
Kapıcıların da böyledir,beylerin ağaların da.
‘Bana dokunmasın da!’ der geçer.
‘Bunlara müstahak’ deyip kendini ferahlatır.
Sıra kendine gelince artık yalnızdır.
KORKUTULMUŞ İNSAN SENDROMU budur.

Cesaret,kaybetmeyi göze aldığın şey kadardır.
Kaybetmeyi göze alamazsan,
kazandığın her şeyi artık korkun yaparsın.
‘İşimi kaybedersem?’ diye korkarsın.
‘Yerimi kaybedersem?’ diye korkarsın.
İtibarın,artık korkundur.
Ünvanın,artık korkundur.
Ailen,artık korkundur.
Çocukların,artık korkundur.
Yaşamın korkun olmuştur.
Artık teslim olmaktan başka yapacağın şey kalmamıştır.
İnsan,çaresizliğini böyle yaşar.
Korkutan böyle kazanır.
Geçmişte böyle olmuştur.
Günümüzde de böyledir.
Gelecekte de böyle olacaktır.
İliklerine kadar korkacaksın,
sonra korkunu yeneceksin.
Cesaretini böyle kazanacaksın.

Mustafa Kemal’in ülkesi de böyleydi.
İnsanlar böyle korkutulmuştu.
‘Düvel-i Muazzama’ idi düşman.
Saltanatın etrafında toplanılmalıydı.
Halife kurtarabilirdi vatanı.
Herkes,herkes bir biçimde korkuyordu.
HAYIR,dedi Mustafa Kemal.
Hiçbir şeyi için korkmuyordu.
Ne ünvanın ne malı,ne canı.
Cesaret,işte budur.
YA İSTİKLAL YA ÖLÜM dedi.
Ölümü göze almayanın özgür yaşamaya hakkı yoktur.
Güçlü irade,korkuyu yendi.
Kuvayı Milliye zabitleri ayaktaydı.
Mustafa Kemal’in yanında toplandılar.
Her şey,her şey değişti.
Düvel-i Muazzama yenildi.
Saltanat kalktı.
Halifelik kalktı.
Türkiye Cumhuriyeti kuruldu.

Ya şimdi mi?
Korku yenilir mi? Yenilirse nasıl mı?
Haftaya da onu görelim…

Prof.Erdal ATABEK

8 Ocak 2012 Pazar

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK' ÜN SUBAYLARA SESLENİŞİ

0 yorum | Devamını Oku...

 

askerlerimiz Mustafa Kemal Atatürk'ün, 82 Yıl Önce, 31 Temmuz 1920 Tarihinde, Afyonkarahisar Kolordu Dairesi'nde Subaylara Hitaben Yaptığı Konuşmanın Tam Metni:

"Millet bağımsızlığının korunmasını ordudan, ordunun ruhunu teşkil eden subaylardan bekler. İşte subayların yüce olan vazifesi budur. Milletin bağımsızlığı ihlal edilirse bunun vebali subaylara ait olacaktır."
"Orduyu imha etmek için mutlaka subayını mahvetmek, aşağılamak lazımdır. Kumandanlarımıza ve subaylarımıza tecavüz ve taarruza başladılar.  Askerlik izzetinefsini yok etmeye gayret ettiler."
"Kuvveti olmayan, dolayısıyla mücadele edemeyen bir millet, mahkûm ve esir vaziyettedir. Böyle bir milletin bağımsızlığı gasp olunur."
"Dünyada hayat için, insanca yaşamak için bağımsızlık lazımdır.
Bağımsızlık sahibi olmak için kuvvet sahibi olmak ve bunun için mevcudiyetini ispat etmek icap eder. Kuvvet ordudur."

"Milletimiz, ordusundan yoksun bırakılma girişimiyle karşı karşıyadır."

Efendiler!
Eski silah arkadaşlarımla böyle yakından ve samimi temasta bulunmaktan büyük vicdani zevk hissediyorum. Sizinle oturup uzun hasbıhal etmek isterdim. Fakat çoksunuz; müsait yer de yoktur. Bu sebeple hissiyatımı birkaç cümle ile mülahaza etmekle yetineceğim.
Arkadaşlar!
İngilizler ve yardımcıları milletimizin bağımsızlığını imhaya karar vermişlerdir. Milletler bağımsızlıklarını hiç kimsenin lütuf ve atıfetine borçlu değildir. Hiç kimse kimseye, hiçbir millet diğer millete hürriyet ve bağımsızlık vermez. Milletlerde tabiaten ve yaratılıştan mevcut olan bu hak, milletlerce kuvvetle, mücadele ile mahfuz bulundurulur. Kuvveti olmayan, dolayısıyla mücadele edemeyen bir millet, mahkûm ve esir vaziyettedir. Böyle bir milletin bağımsızlığı gasp olunur.
Dünyada hayat için, insanca yaşamak için bağımsızlık lazımdır. Bağımsızlık sahibi olmak için kuvvet sahibi olmak ve bunun için mevcudiyetini ispat etmek icap eder. Kuvvet ordudur. Ordunun hayat ve saadet kaynağı, bağımsızlığı takdir eden milletin, kuvvetin lüzumuna olan vicdani imanıdır.
İngilizler, milletimizi bağımsızlıktan mahrum etmek için, pek tabii olarak evvela onu ordudan mahrum etmek çarelerine giriştiler. Mütareke şartlarının tatbikatı ile silahlarımızı, cephanelerimizi, bütün müdafaa vasıtalarımızı elimizden almaya çalıştılar. Sonra kumandanlarımıza ve subaylarımıza tecavüz ve taarruza başladılar. Askerlik izzetinefsini yok etmeye gayret ettiler. Ordumuzu tamamen lağvederek, milleti bağımsızlığını muhafaza için muhtaç olduğu dayanak noktasından mahrum etmeye teşebbüs ettiler. Bir taraftan da müdafaasız, ordusuz bıraktıklarını zannettikleri milletin de izzetinefsine, her türlü haklarına ve mukaddesatına taarruzla milleti alçaklığa, boyun eğmeye alıştırmak planını takip ettiler ve ediyorlar. Her halde ordu, düşmanlarımızın birinci taarruz hedefi oldu. Orduyu imha etmek için mutlaka subayını mahvetmek, aşağılamak lazımdır. Buna da teşebbüs ettiler. Bundan sonra milleti koyun sürüsü gibi boğazlamakta engeller ve müşkülat kalmaz. Bu hakikat karşısında ve içinde bulunduğumuz vaziyete göre subaylar heyetimize düşen vazifenin mahiyeti, ehemmiyeti ve kıymeti kendiliğinden meydana çıkar.
Milletimiz hür ve bağımsız yaşamak lüzumuna tam bir iman ile kani olmuş ve buna kati azim ile karar vermiştir. Zaman zaman şurada burada üzüntü verici karaktersizliklerin görülmüş olması hiçbir vakit milletimizin genel kanaatine, hakiki imasına sekte vurmamıştır ve vuramayacaktır. Dolayısıyla kuvvetin, ordunun vücudu için lazım olduğunu söylediğim kaynak ki milletin vicdanı imanıdır-mevcuttur.
Ordu ise arkadaşlar, ancak subaylar heyeti sayesinde vücut bulur. Malum bir askeri hakikat, felsefi hakikattir; "ordunun ruhu subaylardadır". O halde subaylarımız, düşmanlarımız tarafından yıkılmak istenilen ordumuzu tamir edecek ve canlandıracak ve ordu ve milletimizin bağımsızlığını muhafaza edecektir. Millet, bağımsızlığının muhafazasından ibaret olan hayati gayesinin teminini ordudan, ordunun ruhunu teşkil eden subaylardan bekler. İşte subayların yüce olan vazifesi budur.
Allah göstermesin, milletin bağımsızlığı ihlal edilirse bunun vebali subaylara ait olacaktır. Subaylar, izah ettiğim yüce, mukaddes ve bütün açılardan üzerlerine düşen vazife itibariyle, bütün mevcudiyetleriyle ve bütün dikkat ve ferasetleriyle giriştiğimiz bağımsızlık mücadelesinde, birinci derecede faal ve fedakâr olmak mecburiyetindedirler. Şahsi ve hususi hayatları itibariyle de subaylar, fedakârlar sınıflarının en önünde bulunmak mecburiyetindedirler. Çünkü düşmanlarımız herkesten evvel onları öldürürler. Onları aşağılar ve hor görürler. Hayatında bir an olsa bile subaylık yapmamış, subaylık izzetinefsini, şerefini duymuş, ölümü küçümsemiş bir insan, hayatta iken, düşmanın tasarladığı ve reva gördüğü bu muamelelere katlanamaz. Onun yaşamak için bir çaresi vardır: Şerefini korumak! Hâlbuki düşmanlarımızın da kastettiği, o şerefi ayaklar altına almaktır. Dolayısıyla subay için "ya istiklal, ya ölüm" vardır. Fakat arkadaşlar ölmeyeceğiz, bağımsızlığımızı muhafaza ederek yaşayacağız ve milletimizi daima bağımsız görmekle bahtiyar olacağız!

Mustafa Kemal ATATÜRK

31 Temmuz 1920

9 Kasım 2011 Çarşamba

ATA’YA SAYGI YÜRÜYÜŞÜ

0 yorum | Devamını Oku...

 

anitkabir-1 

ATA’YI ANMA VE CUMHURİYETE SAYGI İÇİN 10 KASIM

Emperyalist işgale karşı vermiş olduğu bağımsızlık ve özgürlük mücadelesiyle, işgal altındaki bütün ulusların umudu ve önderi olmuş, yapmış olduğu devrimlerle bir ulusun küllerinden yeniden doğmasını başarmış, içinde bulunduğu çağın en modern ve çağdaş devletini kurarak bizlere emanet etmiş, Büyük devrimci Mustafa Kemal Atatürk aramızdan ayrılalı 73 yıl oldu.

Bedeni aramızdan ayrılsa da; devrimleri, ilkeleri ve hedefleriyle O bize önderlik etmeye, bizim pusulamız olmaya devam ediyor. İnsanlık var oldukça da devam edecektir. Çünkü insan onurunun ve bütün mazlum ulusların O’nun düşüncelerine ihtiyacı vardır.

O büyük devrimcinin kurmuş olduğu çağdaş, laik, demokratik tam bağımsız Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kuruluşundan bugüne 88 yıl geçmesine rağmen emperyalist güçler O’nun düşüncelerine ve kurmuş olduğu Türkiye Cumhuriyeti Devletine saldırmaya devam ediyorlar. Ama bütün saldırılarına inat, Kemalizm'in bayrağı, doğudan batıya, güneyden kuzeye dünyadaki bütün mazlum ulusların bağımsızlık, özgürlük ve mücadele bayrağı olarak dalgalanmaya devam ediyor ve devam edecektir.

Ne yazık ki, Mustafa Kemal’in bize emanet ettiği ülkemiz bugün Cumhuriyet tarihinin en sıkıntılı ve zor sürecinden geçmektedir. Bu süreçte emeğimize, geleceğimize, laik demokratik Cumhuriyetimize ve Cumhuriyetimizin kazanımlarına, ulusal bağımsızlığımıza ve bütünlüğümüze, sosyal hukuk devletine ve yargı bağımsızlığına yönelik saldırılar kaygı verici boyutlara ulaşmıştır.

9 yıldır ülkemizi ABD, AB ve uluslararası sermayenin talepleri doğrultusunda yönetenler, devletin bütün kurumlarını ve kaynaklarını onların hizmetine sunmaktadır.

O büyük devrimciye ve arkadaşlarına karşı alnımız ak, başımız dik olsun istiyorsak, ortak sorunları yaşayan, ortak kaygıları taşıyan, ortak umutları paylaşan herkesin bu süreçte yüksek sorumluluk ve görev bilinci içerisinde hareket etmesine bugün her zamankinden daha fazla ihtiyacımız vardır.

Yan yana, omuz omuza dayanışma içerisinde saflarımızı sıklaştırarak ve çoğalarak ülkemizin üzerinde dolaşan kara bulutları dağıtmak; insanlarımızın mutlu, özgür, insanca ve kardeşçe yaşayabilecekleri bir Türkiye ortak hedefimiz olmalıdır.

Bizler aşağıda adları yazılı olan,

Atatürkçü Düşünce Derneği
Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu
Birleşik-Büro-iş Sendikası
Eğitim İş Sendikası 
Engelliler konfederasyonu  
Köy Enstitüleri ve Çağdaş Eğitim Vakfı
Kültür –Sanat-İş Sendikası
Müzik Eğitimcileri Derneği
Tarım Orman –İş Sendikası
Tüketici Hakları Derneği
Türkiye Gençlik Birliği
Ulaşım-İş Sendikası
Ulusal Eğitim Derneği
Yerel-İş Sendikası

Demokratik Kitle olarak örgütlerimizle birlikte;

10 Kasım Perşembe günü saat 08.30’da Sıhhiye Zafer Anıtı önünde buluşacağız. 09.05’te Ata’mıza saygı sunduktan sonra, 10.30’da Anıtkabir’in Tandoğan girişinden Ata’mızla buluşacağız.

29 Ekim 2011 Cumartesi

CUMHURİYETİMİZİN 88. YILI KUTLU OLSUN!

1 yorum | Devamını Oku...

 

CUMHURİYETİMİZİN 88. YILI KUTLU OLSUN!

 

Laik cumhuriyetimizin kuruluşunun 88. yılında düşüncesiyle, eylemleriyle, dik duruşuyla ödünsüz olan her yaştaki gençlere sesleniyoruz:

Hangi yaşta, hangi konumda olursak olalım, Mustafa Kemal’in Söylev’ini bir kez daha okuyalım. Atatürk, Söylev’de, “ulusal varlığı sona ermiş” sayılan büyük bir ulusun bağımsızlığını nasıl kazandığını, bilim ve tekniğin en son ilkelerine dayanan ulusal ve çağdaş bir devleti nasıl kurduğunu anlatmış; bugünü görürcesine, devrim karşıtlarını uyarmış; bütün yurttaşları uyanık olmaya çağırmıştır. Her yurttaşın Atatürk’le arkadaşlarının bin bir güçlük ve yüreklilikle aştığı zorlukları bilmesi; Atatürk’ün gençlere seslenişinin anlamını kavraması, laik cumhuriyetimizi sonsuza dek koruma gücümüzü pekiştirecektir!

Atatürk’ü, “Büyük bir askerdi” diyerek yalnız askerlik becerisiyle kısıtlamak isteyenlere Türk Devrimi ve Söylev şamar gibi bir yanıttır. Atatürk “Nutuk” adıyla kitaplaştırılan Söylev’ini Harf ve Dil Devrimlerinden önce oluşturmuş, eski dili büyük bir ustalıkla kullanmıştır. Söylev’in, bugünün Türkçesine çevrilemeyeceğini ileri sürenler, gerçeklerden korkmaktadır. Bugün Kurtuluş Savaşını ve devrimleri engellemeye çalışanları kahramanlaştıranlar, bağımsızlık savaşını ve halkın yaşadığı acıları yok sayanlardır. Sözde aydınların 21. yüzyılda kabaran saltanat-hilafet ve Osmanlılık özlemi; halkını ve yurdunu bırakıp kaçanlara düzülen övgüler; eğitimsizleştirilen, yoksullaştırılan, inancı ve köken ayrılıkları sömürülen halkı kandırmak içindir. Atatürk Söylev’e şöyle başlıyor:

 

1919 yılı Mayısının 19. günü Samsun’a çıktım. Genel durum ve görünüş:

Osmanlı Devletinin içinde bulunduğu topluluk, Birinci Dünya Savaşında yenilmiş, Osmanlı ordusu her yanda zedelenmiş, koşulları ağır bir ateşkes anlaşması imzalanmış. Büyük Savaşın uzun yılları boyunca, ulus yorgun ve yoksul bir durumda. Ulusu ve yurdu Birinci Dünya Savaşına sürükleyenler, kendi başlarının kaygısına düşerek yurttan kaçmışlar. Padişah ve Halife olan Vahdettin, soysuzlaşmış; kendini ve yalnız tahtını koruyabileceğini düşlediği alçakça önlemler araştırmakta. Damat Ferit Paşanın başkanlığındaki hükümet güçsüz, onursuz, korkak, yalnız padişahın isteklerine uymuş ve onunla birlikte kendi güvenlerini sürdürecek herhangi bir duruma boyun eğmiş…

İşte, yalnız bu giriş bile bugün tarihi, kendi yoz düşünceleri ve yalanlarla yeniden yazmaya çabalayan zavallılara yanıttır! Unutmayalım, bugün devrim karşıtlarının yerleştiği cumhuriyet kurumları yalanlarla değil, büyük acıların ardından görkemli bir ekin devrimiyle kuruldu; bu nedenle biz, ussal, bilimsel doğrularla hukukun üstünlüğünün er geç utkulu olacağına; karşıdevrimin fildişi kulelerinin yıkılacağına Mustafa Kemal’e ve devrimlere inandığımız gibi inanıyoruz.

88. yılında Cumhuriyet Bayramımızı büyük bir coşkuyla kutlayamamanın üzüntüsü içindeyiz. Ancak gün, üzüntü ve kaygıya yenilme günü değildir. 88. Cumhuriyet Bayramında ulu önder Atatürk’ün Söylev’ini yeniden okuyacak; aymazlık içinde olanları uyaracağız! Ne diyordu cumhuriyeti kuran Atatürk: “Bugün ulaştığımız sonuç, yüzyıllardan beri çekilen ulusal yıkımların yarattığı uyanıklığın ve bu sevgili yur­dun her köşesini sulayan kanların karşılığıdır. Bu sonucu, Türk gençliğine emanet ediyorum.”

Bu nedenle her yaştaki gençler olarak birinci görevimiz, “Türk bağımsızlığı­nı, Türk cumhuriyetini, sonsuza dek korumak ve savunmaktır!” Bu yüce görevi savsaklamayacağız; inanç ve köken ayrımı yapmadan, hepimize bağımsız bir ülke ve yurttaşlık onuru kazandıran Mustafa Kemal’e sonsuza dek inanacağız!

Ulusumuzun Cumhuriyet Bayramı kutlu olsun!

Dil Derneği Yönetim Kurulu Başkanı

Sevgi Özel