AKP etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
AKP etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Mart 2014 Cuma

Bunlar ya sizin kızınıza karınıza yapılsaydı

0 yorum | Devamını Oku...

 

 

 

 

EbruYuzbası

Bilumum kumpas davalarda diz boyu hukuksuzlukların yanı sıra büyük dramlar yaşanıyor.

Bunlardan birisini 9 gün önce Hürriyet Gazetesi manşetine taşıdı. Dramın ismi Yüzbaşı Yekdane Ebru Ercüment’di. İstanbul’daki “Askeri Casusluk” davasında tutuksuz yargılanan Ebru Yüzbaşı, Yargıtay’ın 9 yıl 2 ay hapis cezasını onamasından sonra hapse girmeye hazırlanıyordu.

27 Ocak 2012 Cuma

Liseleri Kaldırın….? Siz Doktor Mühendis yetiştirmeyin bizden alın…!

0 yorum | Devamını Oku...

 

 

 

12 Yıllık Temel Eğitim, Okulları ve Dersleri Atomize Parçalayan Programdır

meb-1 5-16 yaş arası eğitimi yeniden düzenleyen, AKP’nin 5.1.2012’de hazırladığı 12 Yıllık Temel Eğitim kanun tasarısını, 2004 yılında YÖK Dünya Bankası dairesinde çalışan SPAN Eğitim Danışmanları yazmıştı.

2006 yılında kurulan Mesleki Yeterlilik Kurumuna (MYK) 5544 sayılı yasayla verilen yetkilerle düzenlenen 632 KHK ile MEB’da kurulan yeni dairelere baktığımızda, Temel Eğitim Dairesi, Hayat Boyu Öğrenme Dairesi ve Din Öğretimi Dairesi gibi dairelerin kurulduğunu görüyoruz. Bunlar, 12 yıllık eğitimin daireleridir.

Buna göre, tüm liseler kalkıyor, yerine (a) Yaşam boyu öğrenme kursları, (b) Üniversite hazırlık 2 yıllık kolej sistemi geliyor. Devlet üniversiteleri yerine paralı sertifikalı kurslarla Amerikan sistemine geçiliyor.

2003’de AB ile imzalanan Basel 3 Protokolü “siz doktor mühendis yetiştirmeyin bizden alın” der; bu da Ocak 2012’de yürürlüğe giriyor. Onun için acele kamucu anayasayı kaldırıp yerine piyasacı anayasa hazırlanıyor. Böylece anayasa yabancı anlaşmalara ters düşmeyecek hale getiriliyor.

Yeni sistemde, öğretmen yetiştiren fakülte programı yoktur. Sadece “yaşam boyu öğrenme” kurslarından sertifika toplayarak öğretmen olunur; sertifikalı sistemde tüm Eğitim Fakülteleri de kapanır!

Getirilen 12 yıllık Temel Eğitim sistemi, okulları ve çocuklarımızı atomize parçalama programıdır:


  1. Temel Eğitim 1.kademe:okul

Okulu: 5 yıllık Anaokulu. (1+4 yıl)

Öğretmeni.1 sınıf öğretmeni ile 1 yabancı İngilizce konuşan dadı. Öğretmenini mezun eden herhangi bir fakültesi yoktur. Açılacak yeni sertifikalı kurslar buna göre düzenlenecektir.

Öğrencisi: 5-9 yaş çocuklar

Ders Programı: Hazırlık, okuma yazma öğrenimi, İngilizce konuşma.


  1. Temel Eğitim 2.kademe:

Okulu: 7 yıl. (5+2 yıl). Sınıfta kalma yoktur, disiplin suçları affedilmez, disiplin dosyası belediyelerde tutulur. Suç dosyası kabaran çocuklarımızı bekleyen başka bir tuzak vardır.

Öğretmeni: Sözleşmeli branş öğretmenleri, paralı kurslar ve kulüplerle çalışılır. Birden fazla branşta çalıştırılacak çok branşta sertifikası olan öğretmenler işe alınır. Yerel öğretmen olmak esastır, başka illere tayin yoktur. (Eyalet sistemidir)

Öğrencisi: 10-16 yaş çocuklar.

Temel Dersler: Türkçe, Matematik, Sosyal Bilgiler, Fen Bilgisi. Her birine sözleşmeli sertifikalı öğretmen girer. Birden fazla sertifikası olan öğretmenlerle sözleşme yapılır.

Diğer dersler seçmeli ders kapsamında olup, okul dışında kurslarda sertifika toplayarak alınır, dileyen İmam Hatip’in derslerini de böyle toplayabilir. Kanun tasarısının reklamı edilen haber budur, ancak çarpıtarak verilmektedir, okulda değil serbest piyasadan bu dersler satın alınabilir.

*10-14 yaş seçmeli dersler: Dört ana dersin yanında, bir tane de zorunlu seçmeli ders vardır. Seçmeli ders okulda veya dışarıda paralı kursta veya kulüpte alınır; Resim, Çalgı, Spor, Din Dersi, Bilgisayar, İngilizce veya Arapça, veya Anadil, veya Kültürel Değerler (her dinde olabilir).

Ana Dil dersi için belediyelerde, Din Dersi ve Arapça için camilerde, Cami Yaşatma Derneklerinde, Kültürel Değerler dersi için kiliselerde kurs açılır. (Son on yılda açılan 54 bin ev kilisesi bu kurslar içindir.)

*15-16 yaş seçmeli dersler: Dört ana ders devam ederken, başarısız olduğu seçmeli dersi değiştirme kuralı vardır.

2004- Temel Eğitime Destek programında Ankara pilot okullarında ortaya çıkan aşağıdaki belgede seçmeli ders programı görülmektedir. Bu derslerin her birini bir başka yerden alan çocuklardan kaynaşmış bir kitle, yani millet çıkmaz. Bu eğitim sistemi çocuklarımız atomize parçalayan sistemdir.


Temel Eğitimden sonra:

meb Mezuniyet derecesine göre, (a) Yaşam boyu Öğrenme meslek kurslarına gidebilir, (b) başarılı olduğu derslerden sadece 5 tanesini piyasadan toplamak üzere “hazırlık koleji”ne gidebilir.

Liseler ve fakülteler tarihe karışıyor: Ortada, bildiğimiz Lise diye bir okul kalmaz. Cumhuriyetle bütünleşmiş adlarıyla ünlü bütün liselerimiz yok olur, şehir merkezindekilerin binaları ve arsaları satılır!

Devlet üniversiteleri arsalarıyla birlikte 3-4 yıla kadar satılır, dersleri üçer aylık kurslara dönüşür.

Sevgili Liseliler! Ders kitaplarınızın içi neden bu kadar boş diye soruyorsunuz. Cevabı burada, küresel çete böyle istiyor, MYK böyle istiyor, onun için okullarınız ve kitaplarınız birlikte yok ediliyor.

Lütfen bulabildiğiniz eski ders kitaplarını toplayın, tohum bankası gibi kitap bankaları kurun. Eski fizik, kimya, matematik, geometri, biyoloji, tarih, coğrafya ve edebiyat kitaplarıyla kendi kendinize çalışmaya başlayın.

1995 GATS sözleşmesi, 2003 BASEL 3 Protokolü ve 5544 sayılı yasa acilen iptal edilmelidir.

632 KHK kaldırılmalı, 12 Yıllık Temel Eğitim Kanun Tasarısı durdurulmalıdır!

  1. yıl önceki müfredatlar ve ders kitapları geri getirilmelidir!

Ekler:

1.Belge: 2004 Temel Eğitime Destek program raporundan SPAN Danışmanları imzalı teşekkür.

program-1

2.Belge: Seçmeli derslerin durumu:

2004 yılında SPAN Eğitim Danışmanlık Şirketi ve Talim ve Terbiye Kurulu tarafından önerilen ilköğretim ders çizelgesi. (Cumhuriyet gazetesinde yayınlanmıştır.)

Örneğin; çizelge üzerinde (+) işaretli Resim, Müzik ve Beden Eğitimi derslerinin hizasında 4-5-6-7-8.sınıflarda ders saati boş görünmektedir.

2012 Yılında geçileceği ilan edilen seçmeli ders listesi buradadır.

program-2

Yazan: Mahiye Morgül

“Eğitim Küresel Piyasaya Teslim” kitabının yazarı mahiye@gmail.com 5.1.2012

 

Küresel Piyasanın Okul Sistemi BAKALORYA

International Baccalaureate ya da Uluslararası Bakalorya, Uluslararası Bakalorya Örgütü (International Baccalaureate Organization - IBO) tarafından dünyanın birçok ülkesinde uygulanan ve 3 değişik gruptan oluşan bir sistemdir.

 

Uluslararası Bakalorya Programları

  • UB İlköğretim Birinci Kademe Programı (PYP) - Türk Ulusal Eğitim sisteminde İlköğretimin ilk 5 senesinde uygulanabilir. Ancak, genel anlamda 3-12 yaş arası öğrenciler içindir.
  • UB İlköğretim İkinci Kademe Programı (MYP) 11-16 yaş grubu öğrenciler içindir. Bu iki program Türkiye'de yeni uygulamaya geçmiştir.
  • UB Diploma Programı (DP) 16-19 yaş grubu öğrenciler içindir. Uluslararası düzeyde üniversiteye giriş sağlayan bir diplomadır. Bu diploma programı genelde 11. ve 12. sınıfı kapsar. 9. ya da 10. sınıfta IB Diploma Programına hazırlık düzeyinde eğitim verilebilir. Program Türk Ulusal Eğitim Sistemi'ni kapsasa da, farklılıklar gözetebilir. Diploma 3 dilde gerçekleşibilir:

İngilizce Fransızca ve İspanyolca.

UB Diploma Programına dahil dersler

UB Diploma Programı, her biri çeşitli seçenekler sunan başlıca altı ders grubundan oluşan bir programdır. Bu program, şematik olarak bir altıgen ile gösterilmektedir. Program 6 dersten oluşur. Bunlar Standart Seviye (Standard Level) ve İleri Seviye (Higher Level) diye sınıflandırılır. Aralarındaki fark o ders için iki senelik programda ayrılan zamandır ve ders içerikleridir. Öğrenciler genelde 3 standart seviye ve 3 ileri seviye olmak üzere 6 dersi de kendileri seçer. Birinci grup, Ulusal dilde, diğer gruplar İngilizce, Fransızca ya da İspanyolca verilmektedir.

  • 1.Grup (Dil A=Ana Dil ve Edebiyat)

Türkiye'deki Türk okulları için Türkçe dersleridir.

  • 2.Grup (Dil A2 veya B veya Dil AB Başlangıç=Yabancı Dil Dersleri)

Çeşitli dillerde seçmeli derslerdir. İngilizce, Fransızca, Almanca veya İspanyolca olabilir.

  • 3.Grup (İnsan ve Toplum Bilimleri)

İşletme ve Yönetim, Ekonomi, Coğrafya, Tarih, İslâm Tarihi, Küreselleşen Toplumda İletişim Teknolojisi (ITGS), Felsefe, Psikoloji, Sosyal Antropoloji ve Türk Sosyal Bilimler gibi dersler yer almaktadır. Ancak öğrencinin, Türkiye Cumhuriyeti Milli Eğitim Bakanlığı Fen Bilimleri Alan Diploması alabilmesi için bu grupta çoğunlukla Fizik dersleri alınmaktadır. Türkçe-Matematik alanında okuyan öğrenciler ise birleştirilmiş Coğrafya, Tarih ve Felsefe dersleri alabilirler.

  • 4.Grup (Deneysel Bilimler)

Bu gruptaki dersler Biyoloji, Kimya, Fizik, Çevre Sistemleri ve Tasarım Teknolojisi'dir. Derslerin içeriğinde teorik bilgiler kadar deneysel uygulamalar da vardır.

  • 5.Grup (Matematik)

Matematik, Matematiksel Yöntemler, Matematik Çalışmaları ve İleri Düzey Matematik derslerini içerir. Derslerin içeriği öğrenciye matematiksel düşünceyi kavratmak ve kendisine üniversite eğitimine yardımcı bilgiler sağlamaktır.

  • 6.Grup (Güzel Sanatlar ve Seçmeli Dersler)

Bu grupta Görsel Sanatlar, Müzik ve Tiyatro yer almaktadır. Buradaki derslerin içeriği okuldan okula değişse de, öğrenci eğer Fen Bilimleri Alan Diploması alacaksa, bu grupta Biyoloji dersleri seçebilir.

Puan sistemi

Öğrenciler her dersten 7 puan alabilmektedir. Derslerden alınan puan sayısı 42'yi bulabilir. Bunun dışında Uzun Tez (Extended Essay) olarak adlandırılan yaklaşık 4000 kelimeden oluşan ve konusu özgür seçilen kapsamlı bir çalışma sonucu ve Bilgi Kuramı (Theory of Knowledge) hakkında yazılacak bir tez sayesinde 3 puana daha ulaşabilirler. Toplam ulaşabilinen puan sayısı 45'dir. Ancak bir öğrencinin UB Diplomasına sahip olabilmesi için "Yaratıcılık, Bedensel Hareket ve Hizmet" (Creativity, Action, Service - CAS) etkinliklerinden oluşan 150 saatlik bu programı 2 yıl içinde başarıyla tamamlanması gerekmektedir.


Türkiye'de UB Programı Olan Okullar  

ULUSLARASI BAKOLORYA   (wikipedia)

Anaokulu ve Sınıf Öğretmenliği Diplomaları İptal Edildi

0 yorum | Devamını Oku...

diploma-iptal

Anaokulu ve Sınıf Öğretmenliği Diplomaları İptal Edildi.

Anaokulu ve sınıf öğretmenliği diplomaları KHK ile iptal edildi. Şu an pek az kimse farkında ama ne olduğu anlaşılınca acısı hissedilecek ve feryadı pek yakında bir çok öğretmen ve öğretmen adayından gelecek. Öğretmen yetiştiren fakültelerin diplomaları 2006’da kaldırılmış, yerine sertifikalı mezuniyet gelmişti. Fakülte öğrencileri bunu biliyordu Ancak bunun ne demek olduğunu bilmiyorlardı. Şimdi de, görev başındaki öğretmenlerin diplomaları KHK ile fiilen geçersiz sayıldı. Çünkü sınıfları ellerinden alınıyor. O diplomayla girdikleri sınıflar yakında yok olacak. Bakın nasıl? Anaokulları ve İlköğretim okulları “Temel Eğitim Okulları” adı altında birleştirildi. Artık İlköğretim okulu yok, Temel Eğitim okulu var.
İlköğretimin anaokulu 5-6 yaş iken Temel Eğitimin anaokulu 5-6-7-8-9 yaşları içine alıyor. 1+4 yıl Anaokulu, bu getiriliyor. Dairesi açılan bölüm bu!
Ne öğretir bu 5 yıllık Anaokulu? Okuma yazmaya hazırlık ve okuma yazma öğretir.
Peki bizde bunun öğretmeni var mı, hayır yok!
Bunun öğretmenini yetiştiren fakülte var mı, hayır yok!
Ne yapacak MEB şimdi? Mesleki Yeterlilik Kurumu’nu kurdu. Bu kurum İçerisinde on Amerikalı var. Bu kurum ne yaptı? Hayat Boyu Öğrenme Dairesi’ni kurdu, orada sertifika kursları açacak. Sertifikalı Öğretmenlik için de ilk adımı atıyor!
Sınıf öğretmeni olarak yetişmiş olan, tayin etmediği öğretmen adaylarına ne diyecek bakanlık?
“Diplomalarınız geçmiyor, çünkü o diplomayla gireceğiniz okullar artık yok! 5 yıllık Anaokulu öğretmeni olmak isterseniz, size Hayat Boyu Öğrenme Dairesi’nde açacağımız kurslarda sertifika verebiliriz” diyecek.
Eğer, İkinci Kademe (şimdiki 4-5.sınıf) öğretmeni olmak isterseniz, artık sınıf öğretmeni değil branş öğretmeni olacaksınız. Yine diplomanız geçmez! Bu sefer de sadece bu sınıflar için branş öğretmeni olabilirsiniz, ancak bunun sertifikasını almalısınız! Haydi kurslara, pamuk eller cebe…
Peki, mevcut okullardaki sınıf öğretmenleri ne olacak?
Onların da diplomaları iptal oldu, sınıfları yok artık!
MEB onlara hizmet içi kurslar açıyor, onun için artık yaz tatilleri yok!
Kurslar iki seviyeli olacaktır, seçim öğretmenin.
A-Anaokulu (1+4) öğretmeni olmak için
B- 4-5. sınıf temel derslerinden birinin öğretmeni olmak için
Bu kurslara alınacak öğretmenler, henüz emekliliği gelmemiş olanlardır. Emekliliği gelmiş olanlar bu değersizleştirmeyi görüp de dayanamaz, bir an önce emekli olmak isterler. Ki, deneyimli ve dolu öğretmeni burada tutmamak onların istediğidir.
Öğretmenliğin, Amerika’daki gibi en itibarsız meslek haline getirilmesine hiçbir deneyimli öğretmen razı olamaz. Zaten 2005’den beri dağıtılan uyduruk ders kitaplarına itibar etmeyip onlar kendi doğru bildiklerini öğretiyorlardı. Şimdi onlara onur plaketi vereceklerine, KHK ile en ağır ceza veriliyor, diplomaları ve sınıfları ellerinden alınıyor.
Yakında Temel Eğitim Okulları’nı bir KHK ile valiliklerin özel idarelerine, sonra belediyelere vereceklerini biliyoruz. Bunu saklamıyorlar zaten.
O zaman, bütün diplomalara, bütün sertifikalara rağmen, bütün hizmet içi kurslara, bu zahmetlere rağmen, sözleşmenizi yerel yönetim yapacaksa…
Kaybedecek başka neyiniz kaldı?
Sevgili, mesleği elinden alınan sınıf ve anaokulu öğretmenleri…
Sevgili, ataması yapılmayan sınıf ve anaokulu öğretmenleri…
Sevgili, ataması yapılmayan bütün branş öğretmenleri…
Sevgili, fakülteleri kapanacak olan sınıf ve anaokulu öğretmenliği bölümleri…
Sevgili, evlatları perişan edilen ve bu perişanlığı birlikte çeken aileler…
Sizi bekleyen bu hazin sonu, Dünya Ticaret Örgütünün emirleri doğrultusunda hazırlayan;

  • Mesleki Yeterlilik Kurumu’nun (MYK, İçerisinde on Amerikalı var),
  • Yeni görevi sizi küresel ekonominin emir eri yapmak olan MEB’na,
  • Sizi piyasaya devredip kendini kapatacak olan YÖK’e,
  • Sizi bu hale getirenlere engel olmayan seçtiğiniz milletvekillerine,
  • Ya da size gerçekleri yazmadıkları için köşe yazarlarına, kendine aydınım diyenlere…
    Söyleyecek bir çift sözünüz yok mu?
  • AB Protokolü uyarınca 1990’dan beri alınmış bütün diplomaların geçersiz olduğunu, biliyor musunuz?


TÜRKİYE İŞGAL ALTINDA DEĞİLDİR,DEMEYE DEVAM EDECEKMİSİNİZ..?
NE ZAMAN İŞGALİN VARLIĞINA İNANACAKSINIZ ?
AB UYARINCA DİPLOMALARINIZ ELİNİZDEN ALINDI, BİLİYOR MUSUNUZ?

 
Fotokopiyle çoğalttığım yazıyı metroda yanımdaki bayana verdim. Hemşireydi. Gazetede dün gördüğü “Diplomalı hemşire aranıyor” ilanını anlattı. Diplomasız hemşire mi olunur demiş, ...bir anlam verememiş. “Bu yazıyı okuyunca anladım” dedi.
Artık Amerikan usulü, pansumancı, iğneci, serumcu, masajcı, sondacı gibi parçacı hemşirecikler dönemi geliyor. Öğrenmek isteyen ayrı ayrı sertifika alacak, ayrı ayrı kurslara gidecek, her birine ayrı ayrı para verecek… “Hayat boyu öğrenme” modeline geçiyoruz.
Bir mesleğin gerektirdiği dersleri tek bir okulda devlet eliyle öğretmek bitiyor. Hemşirelik Meslek Lisesi de kapanacak ve öğretmeni de artık yetişmeyecek… Anlattım.
İyice şaşırdı ve “Evet, doğru, hemşirelik okullarına artık öğretmen yetiştirilmiyor, fakültemiz yok” dedi. Kendisiyle gurur duydu, “Ben bir diplomalı hemşireyim” dedi mutlulukla.
Ama, artık kendinden sonraki gençler aynı mutluluğa erişemeyecek. Bundan söz edince hüzünlendi. “Bu yazıyı çoğaltıp ben de dağıtabilir miyim?” dedi inerken.
Kızılay’da otobüs kuyruğunda gençlere “Diplomanızın kaldırıldığını biliyor musunuz?” diye sordum. “Benim diplomam var” dedi bir tanesi, Bilkent Mühendislik mezunuymuş. “Mühendislik diploması mı yoksa mezuniyet belgesi mi verdiler sana?” dedim. Şaşırdı, bir düşündü, “Evet haklısınız, ‘mühendislik fakültesinden şu dereceyle mezun olmuştur’ yazıyor. ‘Fakültemizden şu dereceyle mezun olarak Elektrik Mühendisi olmaya hak kazanmıştır’ demiyor.” Sonra hatırladı, verilen belgenin üzerinde ‘Mühendislik Diploması’ yazmıyordu.
Kuyrukta bir genç kızımız Kız Meslek Lisesinde Çocuk gelişimi okuyor, ama fakültenin kapandığını bilmiyor. “Yani ben şimdi Çocuk Gelişimi dersinin öğretmeni olamayacak mıyım?” diyor. 2 yıllık meslek okuluna sıfır puanla sınavsız gidecek, oradan çocuk bakıcısı olarak çıkacak, Kız Meslek Lisesindeyken okuduğu derslerin çok altında bilgiyle yüksek(!) okuldan çıkacak; sadece bebeğin altını değiştirme sertifikası, sadece bebeğin mamasını yedirme sertifikası… Düş kırıklığına uğradı.
Kuyrukta bir bey, İmam Hatip Meslek Lisesinin kapatılacağına, sertifikalı kurslara döneceğine inanmıyor, almıyor uzattığım yazıyı.
Ulus Atatürk Kız Meslek Lisesine gittim, bahçede okulun Çocuk Gelişimi öğretmeniyle karşılaşıyorum, beni tanıyor. “Sabah gelseydiniz, sizi drama dersime davet ederdim, bize bir uygulama gösterirdiniz” diyor. Bildiriyi veriyorum eline, duymamış, şaşırıyor. “Eğitim Küresel Piyasaya Teslim” kitabımdan imzalı istiyor.
Bu okulun hiçbir öğretmeni ve hiçbir öğrencisi kalmayacak, çünkü yerine otel yapılacak, Atatürk tabelası da, okulun yetiştirdiği ünlü modacıların anıları da yok olacak.
Merkezdeki böyle köklü meslek liseleri arsası için satılacak.
Gencecik insanlar ne yaşadıklarını bilmiyorlar. Fen Fakültesi diplomalarının kaldırıldığını bilen sadece bir kişiye rastladım.
Haberlerde, ne kadar basit soruları bile bilmeyen gençlerimizi aşağılayarak anlatmak modası var şimdi. Ben eline bildiriyi verirken birisi diyor ki, “Haberlerde vardı, gençlerimiz hiçbir şey bilmiyorlar… Okumasınlar daha iyi.” İşte bunu dedirtmek için o haberler tertipleniyor, onu bilmiyor. Öyle insana öyle soru sorarsın, onu da haber yaparsın… Haber değeri nedir bunun diye sormazsın. Kitleleri önce ne kadar aptal olduklarına inandırmak psikolojik harptir!
Başkasının bilmediği soruyu kendisi biliyor ya, mutlu olmasına yetiyor. Aynı insana kaybettiği haklarını soruyorum, haberi bile yok. İnsanımız ne kadar uyutulmuş, görüyorum. Bildiri dağıtmamdaki amaç da zaten ulaşabildiğim kadar insanı ayıktırmak…

  • Diplomalarınız elinizden alındı, biliyor musunuz?
  • AB Protokolü uyarınca 1990’dan beri alınmış bütün diplomaların geçersiz olduğunu, biliyor musunuz?
  • Gazetecilik diplomaları artık geçersiz oldu, biliyor musunuz?
  • YÖK yerine MYK geldi, biliyor musunuz?
  • Fakülte müfredatları lise düzeyine indirildi, biliyor musunuz?
  • 5544 sayılı bir kanunla sertifikalı, paralı sınav sistemi geldi, biliyor musunuz?
  • 5544 sayılı kanun anayasaya aykırı, yabancılara üstünlük getiriyor, biliyor musunuz?
  • Teknik Eğitim Fakülteleri kapandı, meslek liselerine artık öğretmen yetişmeyecek, biliyor musunuz?
  • Artık usta ve kalfa yetişmeyecek, sadece çırak olunabilecek, biliyor musunuz?
  • Okul yerine “Hayat boyu öğrenme” adı altında paralı sertifikalı kurslar geliyor, biliyor musunuz? (Gazi Eğitim’in bahçesindeki bütün panolarda reklamı var. Camilerde hutbe olarak veriliyor.)
  • Sadece okuma yazma bilmek, sertifika veren kurslara gitmek için yeterli olacak. Her yaştan insanla orada bir arada olabileceksiniz, herkes istediği kıyafetle, sarıkla şalvarla fesle takkeyle kursa girebilecek, biliyor musunuz?
  • İmam Hatip Lisesinde okutulan derslerin her birini, cemaatlerin kendi paralı kurslarında vereceğini, biliyor musunuz? (Diyanet İşleri ve İlahiyat fakülteleri kapanır!)
  • Sabah gazetesinde çalışanların kapı gibi gazetecilik fakülte diplomaları yok sayıldı, Amerikan sınav şirketinden sertifika almaları için işten atıldıklarını, biliyor musunuz?

 
İşte böyle… Şu TV kanalları bizi böyle başkalarının bilgisizliğiyle alay ederek sığ bir üstünlük duygusuna sevk ediyorken, biz rehavete erdirilirken elimizden kapı gibi diplomalarımız alınıyor…
Nasıl, bunca yıl emek vererek kazandığımız diplomalar, kurduğumuz fakülteler, edindiğimiz bilgiler yok sayıldı… Bu savaş değil de nedir?
Tıpkı kurutulan derelerimiz gibi… Torbalara tıkılan haklarımız gibi… Kuşların, ceylanların, karıncaların hakkını bile vermeden borulara hapsedilen sularımız gibi…
İnsanoğluna bu kadar cefa reva mıdır?
Hele düşmesin yola diplomaları elinden alınanlar… Hele hele dereleri elinden alınan sarı yazmalılar, Şebinkarahisarlılar, İkizdereliler, Toroslular, Askoroslular, Borçkalılar, Hopalılar…
Su kaynaklarınız kurutulurken ne yapacağınızı biliyorsunuz…
Bilim kaynaklarınız kurutulurken ne yapacağınızı da düşünmeye başlasanız…!

Mahiye MORGÜL TV KONUŞMASI -1



Mahiye MORGÜL TV KONUŞMASI -2



YAZAN : Mahiye MORGÜL 

11 Ocak 2012 Çarşamba

YARGIÇLAR DA YARGILANIR

0 yorum | Devamını Oku...

 

 

nuremberg_trials 

Stanley Kramer’in filmidir. Nurenberg Duruşması. 1961 yılında yapılmış. 2. Dünya Savaşı bitmiştir. Hitler döneminin suçluları yargılanmaktadır. Dönemin Adalet Bakanı ve dört yargıç, verdikleri kararlar nedeniyle yargılanmaktadır. Mahkeme heyeti, üç Amerikalı yargıçtan oluşur. Başkan rolünde Spencer Tracy var. III. Reich’ın Adalet Bakanı Burt Lancaster. Mahkemenin askeri savcısı Richard Widmark. Sanık avukatı Maximillian Schell. Dava; Nazi döneminin siyasal iktidarını arkasına alan yargıçların adaletsiz kararlarla haksızlık yaptıklarının yargılanmasıdır. Yargıçlar, kendilerini yasalara uymak zorunda olduklarını, ülke sevgileri nedeniyle bu kararları verdiklerini söyleyerek savunurlar. Avukat, coşkulu savunmasında Hitler döneminin bütün ülkelerin katıldığı bir suç olduğunu,bu durumun Alman halkını suçlayarak düzelmeyeceğini belirtir. Uydurma suçlamalarla insanlar idam edilmiş, zihinsel özürlü kabul edilenler kısırlaştırılmış, Yahudiler toplama kamplarında en ağır koşullara mahkum edilmiş, gaz odalarında öldürülmüştür. Yargıçlar,kendi kararlarını yasalara uygun verdiklerini, öteki yapılanlardan haberleri olmadıklarını söyleyerek kendilerini savunurlar. İçlerinde Adalet Bakanlığı yapmış olan Ernst Janning (Burt Lancaster), fanatik avukatın bir sanığı ezişine dayanamayarak ayağa kalkar: “Yapılanlardan hepimiz sorumluyuz” der. “Yanımızdaki komşumuz alınıp götürülürken biz neredeydik? Bütün haksızlıklar bağıra bağıra açıklanırken biz neredeydik? Yanıbaşımızda zulüm yapılırken biz neredeydik? Sorumluyuz,bu açık” der. Bu arada mahkemeye Amerikan siyasilerinden baskı yapılır. Almanların kazanılması gerektiği,komünist Sovyetlere karşı Almanya’nın bir güç olacağı,bu nedenle beraat ya da hafif cezalar verilmesi mahkeme başkanına telkin edilir. Kararda,hepsine “ömür boyu hapis cezası” verilir. Başkan kendi adalet vicdanına uygun hareket etmiştir. Hapisteki eski Adalet Bakanı’nın mahkeme Başkanı’na, “olup bitenlerden haberinin olmadığına inanmasını” isteyen sözlerine Başkan şu yanıtı verir: “İlk verdiğiniz kararda idam edilen kişinin suçsuz olduğunu biliyordunuz değil mi?”.

İlk adaletsiz karardan sonrasına bakmaya bile gerek yoktur. Yargıçlar, arkalarında siyasal güç olduğu zaman bunun hiç değişmeyeceğini sanırlar. Savcılar, hep siyasal gücün kendilerinin de gücü olduğunu sanırlar.

Sanık kürsüsünden savcıya ve yargıçlara baktığım zaman bunu çıplak olarak görürdüm. 12 eylül döneminin Askeri Mahkemesi’nde Barış Derneği davasının tutuklu sanıklarıydık. Kararı önceden verilmiş bir davada yargılandığımızı biliyordum. Yargılama süreci bir usulün yerine getirilmesiydi. O koşulların adaletine hiç güvenmedim. İstenen cezayı tutukluluk olarak çektireceklerinden emindim. Arkadaşlarıma da bu kanımı söylemiştim. Dediğim gibi oldu. İddianamede istenen ceza sonuna kadar tutuklu olarak çektirildi. Tutuklu olarak. Sonuna kadar. Hapiste koğuşa gelen yargıç adaylarına şunu söylemiştim: “Yargıçlık stajına mutlaka üç ay hapiste olağan koşullarda yatarak eğitim görme şartı konmalıdır. Hekimlere de stajlarında üç ay hastanede hasta gibi yatma şartı konmalıdır. Hapiste yatmanın ne olduğunu öğrenmek eğitimin çok önemli bir parçasıdır.” Savcı tahliye istemlerinin reddini talep eder. Yargıçlar tutukluluğun devamına karar verirler. Sonra savcı ile yargıçlar resmi araç ile evlerine giderler. Tutuklu sanıklar koğuşlarına, hücrelerine dönerler. Yargılama devam etmektedir. Adalete güvenmek gerekir. Adalet er ya da geç yerine getirilecektir. Nürnberg Duruşmaları sonuna gelmişti. Amerikalı yargıç valizlerini topladı. Spencer Tracy, bu büyük aktör, düşünceli duruşunu sürdürerek evine dönmeye hazırlanıyordu. Bu filmde gördüğü gerçekler bu büyük aktörü nasıl etkilemişti? Bunu bilemiyoruz. Benim gözlerim neden yaşarmıştı? Ben biliyorum. Siz de biliyorsunuz…

Prof.Erdal ATABEK

9 Ekim 2011

10 Ocak 2012 Salı

KORKUTULMUŞ İNSAN SENDROMU…

0 yorum | Devamını Oku...

 

 

 

 

child-fear Dostlar bugün iki güzel yazı okudum. Bu yazılar değerli tıp adamı, eğitimci, eski bürokrat Prof.Erdal ATABEK hocamıza ait. Konu onun uzmanlık alanı. Günümüzde olan bitene ne anlam vereceğimi düşünürken olanı biteni bilimsel olarak bu kadar güzel anlatan başka birine hiç rastlamadım. Gündeme tabiri caiz ise cuk oturuyor. Bu yazıları sizlerle paylaşmaktan kendimi alamadım

 

 

KORKUTULMUŞ İNSAN SENDROMU…

İnsan korkar.
Korku,insanı tehlikelerden koruyan duygudur.
ya saldır ya kaç’ içgüdüsel komutunun ikilemidir korku.
insan, korku yaratarak önce ürkütülür,sonra sindirilir.
Yalnızlaştırılma korkusu. 
Parasızlık korkusu. 
Yaşlılık korkusu.
Temel korku,ölüm korkusu. Yok olma korkusu.
Kitleler bu korkularla yönetilebilir.
Diktatörler bunu keşfetmiştir.
Kitleleri yönetmenin iki silahıdır:
Korkutma. Oyalama.
Hiçbir şey yapamayacağına inandırma.
Ne yapsa olmayacağına inandırma.
Çaresizliğini bilinçaltına yerleştirme.
Ondan sonra istediğini yaparsın.
Yat dersin,yatar.
Kalk dersin,kalkar.
Sus dersin,susar.
Konuş dersin,o gene susar.
Ürkütülmüş insan sendromudur bu.
Bu duruma getirilmiş insana şaşarsın. 
Şaşar kalırsın.

Çalışır çalışır,eline bir şey geçmez.
Katlanır.
Aldığı her şeye zam yaparsın.
‘Hep böyledir’ der,susar.
Gözünün önünde lüks hayatlar yaşanır.
‘Onlar yaşamayacak da ben mi yaşayacağım?’ der,hak verir.
‘Yediğin lokmaya şükret’ derler,şükreder.
Sel gelir,evini yıkar,’kader’ der,boynunu büker.
Deprem gelir,kentini yıkar. ‘Günahların  yüzünden’ derler’,doğru’ der.
Deresini kuruturlar,’onlar büyüktür,bilir’ der.
Ormanını keserler,’vardır bir bildikleri’ der.
Sen bakar bakar,anlamazsın.
‘Bizimkiler acaba et yemiyor da ondan mı? dersin.
Zihinlerinde bir tutukluk var gibi diye düşünürsün.
‘Tepkisizler’ diye şaşarsın. Kimi zaman içerlersin.
Et yiyenlerin de böyledir,ot yiyenlerin de.
Kapıcıların da böyledir,beylerin ağaların da.
‘Bana dokunmasın da!’ der geçer.
‘Bunlara müstahak’ deyip kendini ferahlatır.
Sıra kendine gelince artık yalnızdır.
KORKUTULMUŞ İNSAN SENDROMU budur.

Cesaret,kaybetmeyi göze aldığın şey kadardır.
Kaybetmeyi göze alamazsan,
kazandığın her şeyi artık korkun yaparsın.
‘İşimi kaybedersem?’ diye korkarsın.
‘Yerimi kaybedersem?’ diye korkarsın.
İtibarın,artık korkundur.
Ünvanın,artık korkundur.
Ailen,artık korkundur.
Çocukların,artık korkundur.
Yaşamın korkun olmuştur.
Artık teslim olmaktan başka yapacağın şey kalmamıştır.
İnsan,çaresizliğini böyle yaşar.
Korkutan böyle kazanır.
Geçmişte böyle olmuştur.
Günümüzde de böyledir.
Gelecekte de böyle olacaktır.
İliklerine kadar korkacaksın,
sonra korkunu yeneceksin.
Cesaretini böyle kazanacaksın.

Mustafa Kemal’in ülkesi de böyleydi.
İnsanlar böyle korkutulmuştu.
‘Düvel-i Muazzama’ idi düşman.
Saltanatın etrafında toplanılmalıydı.
Halife kurtarabilirdi vatanı.
Herkes,herkes bir biçimde korkuyordu.
HAYIR,dedi Mustafa Kemal.
Hiçbir şeyi için korkmuyordu.
Ne ünvanın ne malı,ne canı.
Cesaret,işte budur.
YA İSTİKLAL YA ÖLÜM dedi.
Ölümü göze almayanın özgür yaşamaya hakkı yoktur.
Güçlü irade,korkuyu yendi.
Kuvayı Milliye zabitleri ayaktaydı.
Mustafa Kemal’in yanında toplandılar.
Her şey,her şey değişti.
Düvel-i Muazzama yenildi.
Saltanat kalktı.
Halifelik kalktı.
Türkiye Cumhuriyeti kuruldu.

Ya şimdi mi?
Korku yenilir mi? Yenilirse nasıl mı?
Haftaya da onu görelim…

Prof.Erdal ATABEK

Başkanlık tamam ama Başkana da "Ak" Saray yapmak lazım…!

0 yorum | Devamını Oku...

 

 

 

beyaz_saray Değerli dostlar gündem iktidar tarafından o kadar çok değiştiriliyor ki artık yazıp da yayınlamadığım yazılarla bir kitap yayınlarım artık. Gündem neden bu kadar çabuk ve çok değiştiriliyor. Çünkü rejim tamamen  değiştiriliyor. Yani karşı devrim hız kesmeden devam ediyor. Yani SİVİL DARBE gerçekleşiyor. Rejimin yıkılmaz olarak ayakta kalan koruyucu kaleleri tamamen teslim alınamadığı için bazı temel değişiklikleri gözden kaçırmak için sürekli ve çabuk gündem yaratıp değiştiriyorlar. Yani cambaza bak oyununu çok güzel oynuyorlar. Bu görevi yapan eminim içinde ABD CIA uzmanlarının da bulunduğu geniş bir ekip var.

Yeni Türkiye...

CHP Milletvekili Prof. Nur Serter, AKP’nin Milli Eğitim’i “dinsel referanslar doğrultusunda yeniden yapılandırdığı” görüşünde... Bu yöndeki gelişmeleri şöyle sıralıyor:

  • Kuran kurslarındaki yaş sınırı kaldırılmış..
  • Atatürk İlke ve İnkılapları doğrultusunda bir gençlik yetiştirilmesi hedefi Milli Eğitim temel yasasından çıkarılmış...
  • Katsayı düzenlemesi ile meslek liseleri içinde İmam Hatip Liseleri en ayrıcalıklı konuma getirilirken, düz lise öğrencilerinin üniversiteye giriş olanakları azaltılmış...
  • Aile imamı, pedagog ve psikoloğun yerini almış.
  • Beşinci sınıftan başlayan bir umre ziyareti programı için faaliyete geçilmiş.
  • İlkokullara Arapça dersi konulmuştur..
  • İmam Hatip Liselerinin orta kısmını yeniden oluşturmak için 8 yıl olan zorunlu eğitimi 13 yıla çıkarmıştır..

Prof.Nur Serter diyor ki:

“AKP’nin ustalık dönemi, Türk milleti için Kulluk dönemi olacak ve Milli Eğitim, yerini dini eğitime bırakırken, Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in “laiklik ilkesinin yerini İslam’la bütünleşmeye terk etmelidir” sözünü hiç de boşuna söylemediği daha iyi anlaşılacaktır.”

Toplumun kimyası değiştirilecek... Yeni nesil başka bir nesil olacak...

Yukarıda bunun reçetesi görülüyor.

 

Gördüğünüz gibi yukarıda Prof.Nur Serter’in sıraladığı yapılanlardan hanginizin haberi oldu…? Eskiden olsa yer yukarıda sıralananların bir tanesi için bile yer yerinden oynardı…

Demek ki hakikaten yavaş yavaş sinire sindire alıştıra alıştıra  bu günlere getirilebilirmişiz… Teker teker her şeyi her kurumu kendi istedikleri gibi dizayn ettiler hatta buna muhalefet partilerini bile dahil ettiler…

Ben Ankara’da yaşıyorum. Geçtiğimiz senelerde Eskişehir yolu Çayyolu mevkiinde sürekli oturmadığım(oturamadığım) yazlık gibi kullandığım evime ara sıra gidip gelirim. Bu gidip gelmelerimde hep M TA Genel Müdürlüğü karşısında ve yine ODTÜ arazisinden sonra yolun her iki tarafında devasa yapılaşmalar dikkatimi çekerdi. Bu yapıların hemen hemen hepsi seçimlerden önce yapıldı. Seçimlerden sonra bu binaların yeni bakanlıkların binaları olduğunu öğrendik. Buna dikkatinizi çekerim. İktidar partisi AKP seçim sonuçlarından ne kadar emindi ki seçimler öncesi bu binaların inşaatlarına başlamakta bir beis görmedi. Önceki iktidarlar hep iktidara geldikleri zaman eğer yeni bir bakanlık veya kamu birimi oluşturmuşlarsa uygun bir kamu binası bulunur. Geçici olarak burası kendi binası yapılana kadar kullanılırdı. Şimdide Atatürk’ün göz bebeği miras bıraktığı Atatürk Orman Çiftliği arazisi içinde Toplu Konut İdaresi Başkanlığı tarafından 150 dönüm arazi üzerine inşa edilecek Başbakanlık kampusu, Türkiye’nin en iyi korunan ve en güvenli kamu kurumlarından biri olacakmış . “Başkanlık Sarayı” yani “AK SARAY” diyorum çünkü bu yapının Beyaz Saray benzeri bir bina olacağı söyleniyor. Yani AKP’nin başkanı  ve başbakan olan R.Tayyip ERDOĞAN Türkiye Cumhuriyeti’ni yıkıp yerine Başkanlık sistemi olarak adlandırdığı başbakanlık ve cumhurbaşkanlığı yetkilerini de eline alacağından ne kadar eminki  kendi sarayını da yaparak bir diktatörlük  oluşturma yönünde hızla yoluna devam ediyor….

Bir politikacı önündeki zamanlarda başına ne geleceğini nasıl bilebilir. Yani onların deyimiyle Kaderlerini kendileri nasıl tayin edebilirler. Her şeyden evvel İslam anlayışını ve yaşam tarzını benimsediklerini söyleyenler için ne büyük bir tezat…! Ama ben başka bir şeye dikkatinizi çekmek istiyorum. Gelecekten bu kadar emin olmak bize neyi işaret ediyor…? Seçim sonuçları daha önceden bilinebilir mi…? Tahmin edilebilir ama kesin olarak önceden bilinemez. Ama bunlar biliyorlar. Yani bence seçimler aynı Silivri’de hukuk elbisesi görüntüsünde oynan bir tiyatro oyunu. Yüksek Seçim Kurulu kamunun diğer kurumları gibi bir kurum değil mi? O halde bu kurum çalışanlarını oraya atayan kim? Bu kurum nereye ve kime bağlı? O nedenle kimse yapılan seçimlere ve  sonuçlarına inanmamı beklemesin. Yani lafın kısası AKP iktidarı ve işbirlikçilerinin kesinlikle hiçbir şeyi şansa bırakmadıklarından adım gibi eminim. Şu anda Silivri’de adalet mi dağıtılıyor. Cumhurbaşkanı’nın dediği gibi kanunlar önünde herkes eşit mi? Peki bu kanunlar kendileri, yandaşları ve Deniz Feneri mensupları söz konusu olunca neden işlemiyor? Onlarda bu T.C.vatandaşı değiller mi? Görüyoruz ki darbeyi sadece askerler değil pekala siviller de yaparmış. Nasıl…? Hukuk yani savcılar ve hakimler eliyle şekil-A’da görüldüğü gibi yapılır.

  • Medyayı ele geçirirsin
  • Muhalif yazar ve gazetecileri içeri atarsın
  • muhalif parti ve siyasetçileri içeri atarsın
  • muhalif bilim adamlarını içeri atarsın
  • hukukçuları içeri atarsın
  • öğrencileri içeri atarsın
  • Rejimin koruyucu gücü Türk Silahlı Kuvvetleri’ni bir dizi operasyonla etkisiz hale getirirsin
  • muvazzaf asker ve komutanları içeri atarsın
  • Emekli asker ve komutanları intikam amacıyla içeri atarsın
  • TSK baş komutanı olan emekli Genel Kurmay başkanını içeri atarsın
  • Ana muhalefet partisi Başkanını da içeri atarsın

Geriye kim Kaldı? HALK….!

Halkta korkup sinmiş olduğu için artık önünde hiç bir engel kalmamıştır….!

Bu yeni rejimin Anayasası da bence hazır. Meclis başkanı bir mizansen oynuyor. Rejimi değiştirme işinden çok eminler.  Bu işte CHP, MHP figüran As oyuncular AKP ve BDP işin yapımcısı ABD o nedenle halkıma gözlerini açmalarını yada yeni padişahları önünde temenna durup el etek öpmek için şimdiden sıraya girmelerini salık veriyorum….